Kapıyı çalan kişi, araştırmanın yüzüdür.
Araştırma denince akla önce örneklem, soru formu ve analiz gelir. Oysa toplanan verinin kalitesi, büyük ölçüde kapıyı çalan kişinin o beş dakikada ne yaptığına bağlıdır.
Aynı soruyu iki anketör farklı tonda sorduğunda farklı cevap alır. Soruyu kendi cümlesiyle tekrar eden, "yani şöyle mi demek istiyorsunuz" diye cevabı toparlayan ya da katılımcıyı aceleye getiren bir görüşme, en iyi tasarlanmış formu bile boşa çıkarır. Katılımcının gözünde araştırma şirketi de o kişidir; güven de güvensizlik de orada kurulur.
Araştırıyoruz
Soru formunu sahaya çıkmadan önce deniyoruz. Hangi soru yanlış anlaşılıyor, hangisi katılımcıyı kapatıyor, görüşme gerçekte kaç dakika sürüyor; bunları küçük bir ön uygulamayla görüyoruz. Eğitimin içeriği de buradan çıkıyor.
Denetliyoruz
Saha sırasında görüşmeleri konum doğrulama, süre ve kayıt üzerinden kontrol ediyoruz. Olağandışı bir tablo varsa — görüşmeler fazla kısa, cevaplar fazla benzer — o anketörün işini ayrıca inceliyoruz.
Tespit ediyoruz
Veri kalitesini anketör bazında ölçüyoruz. Sorun genel bir yöntem eksiğinden mi geliyor, yoksa tek tek kişilerden mi; cevabı eğitimin kime verileceğini belirliyor.
Stratejiyi ve medyayı veriyle kuruyoruz
Strateji tarafında görüşme tekniği eğitimini, kontrol sistemini ve saha ekibi yönetimini birlikte kuruyoruz; eğitim tek başına değil, denetimle birlikte işe yarıyor. Medya tarafında anketör el kitabını, tanıtım kartını ve katılımcıya verilen bilgilendirme metnini hazırlıyoruz — kapıda ne söyleneceği de araştırmanın parçası.
Kapıyı çalan kişi, araştırmanın yüzüdür.